18 Nisan 2009 Cumartesi

bir deneme...

bugün bir şişe süt getirdi köyden bir hastam...
sütü kaynattım...
hadi bir sütlaç yapayım dedim...
hayatımda ilk kez sütlaç yapacam...

önce netten tarif peşine düştüm...
bu arada netin içine de düştüm tabii...
nişasta gerekiyor...muş...
eee...
evde nişasta yok...

tahmini ölçülerle,
nişastasız sütlaç nasıl olur ki???
derken...
aman yap gitsin dedim...
nişasta yok diye...
pirincini fazla koydum...
ee kıvamı iyi olsun ama di mi?

koymaz olaydım anam,koymaz olaydım,
koymaz olaydım canım,koymaz olaydım...laylay........


ben nişastasız,sulu bir şey olacak derken,
şu yukardaki taş parçası çıktı ortaya..
yooo...
fırında sütlaç değil...
daha onu denemedim...

tarçını atıldı,
soğuk olarak,
su ile birlikte servis edildi...

bir kaşık sütlaç,
ardından bir bardak su:)))

17 Nisan 2009 Cuma

gitmek...

her öğleden sonra yağmur atıştıran,
güneşli günler...
her yan yemyeşil...
her ağaç çiçeklerle bezenmiş...
inanılmaz güzel bir mevsim...

öğle arası ...
yemekten sonra hedefsiz,
rastgele dolanıyorum sokaklarda...
bir dolu ayrıntı...
bir dolu güzellik...


ama....

yetmiyor...
ben gitmek istiyorum...
bir yerlere gitmek.......



foto.michael johansson

15 Nisan 2009 Çarşamba

bir kayıptan...

bir şeyleri kaybedip,aramaktan hiç hoşlanmıyorum...
ama oluyor işte...

böyle bir kayıp-arama yaptım biraz önce...
buldum sonunda...
veeeeeeee...
bingo...
yine bir not çıktı içinden...

geçen yıl hatırlasevgili izlerken yazdığım bir not...

bir kayıptan...
bir kayıp kuşağa...
hiç değiştirmeden ekliyorum buraya...



"hatırlasevgili...
yaşadıklarımızın yanında,
ya da hissettiklerimiz mi demeli?
nasıl da cılız ve yavan kalıyor...

nasıl bir coşku...
nasıl bir güven...
kendine,
arkadaşlarına,
geleceğe,
hayata,
herşeye sonsuz güven ...
sanki hayal kırıklığı diye birşey yok.............

ölüm...
çok uzak...
sanki ölüm diye bir şey yok.............
böyle hissediyorduk işte...


ondan mıdır,
yaşamı alt üst olmuş bunca insan kaldı geriye?

hayal kırıklığı,
çekilen bunca acı,
ölüm sessizliği,
ne yaparsak yapalım,
ne yaşarsak yaşayalım,
hiç geçmeyen eksiklik hissi
bundan mıdır?"