benden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
benden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2015 Perşembe

MUTLU YILLAR...........


BİR YILIN SON GÜNLERİ

I.
bir yıl daha bitiyor
işte bu kadar duru,bu kadar yalın
bu kadar el değmiş
sıradan bir gerçeği daha
kolları bağlı hayatımızın
bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
her sonda,her başlangıçta ve her defasında
alır gibi başkasını karşımıza
perdeler çekip,ışıklar söndürüp
oturup yatağın içinde bir başımıza
sorgulamak kendimizi
öğrenmek ikizin anadilini,ikinci belleğimizi
öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
karanlık günlerimizin kenar süslerini

biterken yılın son günleri
biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
gençlik ikindilerini
kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri.

II.
bir yıl daha bitiyor
düşlerim ,tasalarım,yarım kalmış onca şey
her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden
bana mı öyle geliyor
yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
insan yaşlanırken?

III.
kırdım mı incittim mi birilerini
kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler?
kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
yeniden düşünmeliyim
dostluklarımı, ilişkilerimi
dağınık yatağım,mutsuz yatağım
çoğalttım mı eksiklerimi?
gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
borçlarımı ödedim mi?
doğru seçtim mi soruların fiillerini?
tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
geri verdim mi aldıklarımı:
aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları
kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
yokladım mı duygularımı
hala sevebiliyor muyum insanları?
ovmalı gümüşlerimi, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
hançer kıvamındaki o karamizah tadını
şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım Yavuz'a
sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
yeni bir yıla
ama nedense herşeyin tadı dağılıyor ağzımda
bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta

IV.
ey uzak akrabalarım,
üvey aşklarım
mevsimsonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
gece telefonları, ıssız konuşmalar
mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
bırakılmış mektuplar
ve yurdumun her karış toprağında tefrika edilen karanlık
ey hayatıma girenler ve çıkanlar
uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey

o kadar çok anlattım ki
kendime kaldım anlatmaktan
bunaldım kendiyle boğuşmasını
başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,ofset duyarlıklardan
çeyrek aydınlanmalardan,bunalım tüccarlarından,türkçe sözlü
azgelişmişlik aranjmanlarından usandım artık
kaç zamandır bir ermiş dinginliği havalandırıyor dizelerime
açılan pencereleri,
durup bakıyorum akşam sularında zaman kavramlarına,zamanı düşünüyorum;koyuluyorum
anlamını yitiriyor "şimdiki zaman"ın boşyücelikleri,tarihin unutkan sayfalarındaki mürekkep lekeleri
işimin başına dönüyorum içimde ıssız bir gönül erinci

kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"içtenliğin" yada "dünya görüşünün" kirletmediği

kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum

.
.
.
 fotoğraf.....craftberrybush...
şiir.............Murathan Mungan/mırıldandıklarım kitabından

30 Aralık 2014 Salı

MUTLU YILLARRRRRR....


BİR YILIN SON GÜNLERİ

I.
bir yıl daha bitiyor
işte bu kadar duru,bu kadar yalın
bu kadar el değmiş
sıradan bir gerçeği daha
kolları bağlı hayatımızın
bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
her sonda,her başlangıçta ve her defasında
alır gibi başkasını karşımıza
perdeler çekip,ışıklar söndürüp
oturup yatağın içinde bir başımıza
sorgulamak kendimizi
öğrenmek ikizin anadilini,ikinci belleğimizi
öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
karanlık günlerimizin kenar süslerini

biterken yılın son günleri
biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
gençlik ikindilerini
kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri.

II.
bir yıl daha bitiyor
düşlerim ,tasalarım,yarım kalmış onca şey
her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden
bana mı öyle geliyor
yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
insan yaşlanırken?

III.
kırdım mı incittim mi birilerini
kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler?
kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
yeniden düşünmeliyim
dostluklarımı, ilişkilerimi
dağınık yatağım,mutsuz yatağım
çoğalttım mı eksiklerimi?
gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
borçlarımı ödedim mi?
doğru seçtim mi soruların fiillerini?
tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
geri verdim mi aldıklarımı:
aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları
kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
yokladım mı duygularımı
hala sevebiliyor muyum insanları?
ovmalı gümüşlerimi, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
hançer kıvamındaki o karamizah tadını
şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım Yavuz'a
sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
yeni bir yıla
ama nedense herşeyin tadı dağılıyor ağzımda
bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta

IV.
ey uzak akrabalarım,
üvey aşklarım
mevsimsonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
gece telefonları, ıssız konuşmalar
mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
bırakılmış mektuplar
ve yurdumun her karış toprağında tefrika edilen karanlık
ey hayatıma girenler ve çıkanlar
uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey

o kadar çok anlattım ki
kendime kaldım anlatmaktan
bunaldım kendiyle boğuşmasını
başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,ofset duyarlıklardan
çeyrek aydınlanmalardan,bunalım tüccarlarından,türkçe sözlü
azgelişmişlik aranjmanlarından usandım artık
kaç zamandır bir ermiş dinginliği havalandırıyor dizelerime
açılan pencereleri,
durup bakıyorum akşam sularında zaman kavramlarına,zamanı düşünüyorum;koyuluyorum
anlamını yitiriyor "şimdiki zaman"ın boşyücelikleri,tarihin unutkan sayfalarındaki mürekkep lekeleri
işimin başına dönüyorum içimde ıssız bir gönül erinci

kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"içtenliğin" yada "dünya görüşünün" kirletmediği

kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
 
.
.
.
fotoğraf.....craftberrybush...

şiir.............Murathan Mungan/mırıldandıklarım kitabından
.


8 Ekim 2014 Çarşamba

iç döküş....

eskiden 
bizim huzur ve istikrar içinde yaşamamız için 
çokkk yıllar gerekir derdim...
artık bu beklentinin ütopya olduğunu biliyorum...

şimdi tek şey istiyorum,
işler daha kötüye gitmesin!

yani...
bu ülkede 
barış,huzur içinde 
yaşama umutlarımı yitirdim ben...

bu günleri bile aratacak günler gelecek diye korkuyorum ...

acılarımı,
bıkkınlıklarımı, 
biten umutlarımı unutturmuyor...
unutulacak gibi değil...
milyonlarca yıldır 
aynı şeylere tanık oluyor gibiyim...

ama yine de...
 iyi geldi bana bu fotoğraflar...
belki birilerine de
birazcık iyi gelir diye 
yayınladım.... 

25 Temmuz 2014 Cuma

her gününüz bayram olsun!

Nefes almak bayramdır mesela; 
günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
 sevmeninkini yalnızlık...
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, 
zihinden önce bedeni kaybetmemek, 
kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Küsken barışmak, 
ayrıyken kavuşmak, 
suskunken konuşmak bayramdır.

* * *
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, 
akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, 
sevdalı bir elin tende gezmesi, 
nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, 
ilk söz bayram,
ilk adım,
ilk yazı, 
ilk karne bayram...
Güne gülümseyerek başlamak bayramdır.
"İyi ki yanımdasın" bayram, 
"Her şeyi sana borçluyum" bayram, 
"Hiç pişman değilim" bayram...

* * *
Evlatların mürüvvetini görebilmek, 
eve dolu bir torbayla gidebilmek, 
konu komşuyla yarenlik edebilmek, 
akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır.
Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek,

altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, 
yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır;
ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram...

* * *
Bunların kadrini bilirseniz, 
kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, 

öyledir diye size deli demezler.
Deseler de böyle delilik, 

bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.

Her gününüz bayram olsun!

Can Dündar

15 Haziran 2014 Pazar

biraz ara........ve tatil.....ve..........




Stockholm....

bu fotoğraf birkaç yıldır blogumun sağ yanında duruyor...
"gitmeli,görmeli..."dedim durdum...
araya başka dertler,tasalar,
başka şehirler,
başka ülkeler,
başka coğrafyalar girdi...
.
nihayet bu yıl 
dekorasyon stiline bayıldığım 
diyarlara düşürebildim yolumu..
kuzeye doğru gidiyorum...
.
her seyahatimde post planladım...
ama...bu kez...
gelmiyor içimden....

ülkemizin etrafında 
olup bitenler beni korkutuyor...
üstelik hala unutmadım 
planlanmış bazı postlarımla,
nasıl hoyratça yargılandığımı:(

gelecek nelere gebe bilmiyorum,
tüm yüreğimle iyi şeyler olmasını umuyor,
diliyorum...
.
sadece fırsat buldukça
instagram hesabıma footoğraf ekleyeceğim ...

dönünce görüşmek üzere,
takip eden,etmeyen,
yolu tesadüfen buralara düşen 
herkese sevgilerimi bırakıyorum...